YANGIN SEZONU BAŞLADI
Elbette yılın her gününde orman yangını çıkabilir. Ancak sıcaklıkların arttığı, yağışların azaldığı, havadaki nem oranının düştüğü; gerek turizm gerekse çeşitli nedenlerle ormanlık alanlara giriş çıkışların yoğunlaştığı bir döneme girdik. Yani yangının başlamasına ve büyümesine neden olan bütün şartların oluştuğu süreç başladı.
YANGIN SEZONU BAŞLADI
Elbette yılın her gününde orman yangını çıkabilir. Ancak sıcaklıkların arttığı, yağışların azaldığı, havadaki nem oranının düştüğü; gerek turizm gerekse çeşitli nedenlerle ormanlık alanlara giriş çıkışların yoğunlaştığı bir döneme girdik. Yani yangının başlamasına ve büyümesine neden olan bütün şartların oluştuğu süreç başladı.
Ormancılık literatüründe bu döneme “Yangın Sezonu” denir.
Türkiye’de yangın sezonu genel olarak Mayıs ayında başlar ve Ekim ayına kadar devam eder. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında ise hem çıkan yangın sayısı hem de yanan alan miktarı zirveye ulaşır. Yağışların yeniden başladığı sonbahar aylarına kadar risk yüksek seviyede devam eder.
Bu dönemle birlikte Orman Genel Müdürlüğü de tam anlamıyla teyakkuz haline geçer. Yangın ekipleri alarma geçer, hava araçları hazır bekletilir, gözetleme faaliyetleri yoğunlaşır. Çünkü orman yangınları tam da bu aylarda artmaya başlar.
Biz vatandaşlar ise artık televizyonlarda, sosyal medyada ve haber sitelerinde orman yangını görüntülerini görmeye başlarız. Yanan ormanlar, yükselen dumanlar, tahliye edilen yerleşim alanları…
Doğal olarak üzülürüz.
Kızarız.
Dişlerimizi sıkarak bu görüntüleri izleriz.
Ancak burada çoğu insanın bilmediği çok önemli bir gerçek vardır:
Türkiye’de her yıl binlerce orman yangını çıkar.
Fakat bu yangınların çok büyük bir kısmı henüz büyümeden, Orman Teşkilatında görev yapan yangın ekipleri tarafından söndürülür. Yani kamuoyunun gördüğü büyük yangınlar, aslında toplam yangınların çok küçük bir bölümüdür.
Basın doğal olarak sadece büyüyen, kontrolden çıkan ve geniş alanları etkileyen yangınları haber yapar. Bu nedenle vatandaşın büyük kısmı, büyümeden söndürülen yüzlerce hatta binlerce yangından haberdar bile olmaz.
Bir anımı paylaşmak istiyorum.
İzmir’de görev yaptığım yıllarda, basına yansıyan büyük yangınların fazla olduğu bir sezon yaşanmıştı. Bir arkadaşım ile sohbet ederken kendisine:
“ Sence bu yıl İzmir Bölgesinde kaç adet yangın çıkmıştır?” diye sordum.
“Bu sene çok çıktı ya… Neredeyse 10 tane vardır.” dedi.
Ben ise acı acı gülerek:
“Bu yıl İzmir Bölgesinde çıkan yangın sayısı 800’ü geçti.” dedim.
Evet…
Yaklaşık sekiz yüz yangın…
Demek ki çıkan yüzlerce yangının neredeyse tamamı büyümeden söndürülmüş, yalnızca birkaç tanesi çeşitli nedenlerle kontrolden çıkarak hepimizin televizyon ekranlarında gördüğü büyük yangınlara dönüşmüştü.
Bugün Türkiye genelinde yıllık orman yangını sayısı 3-4 bin seviyelerine ulaşmaktadır.
Ancak yangın büyümemişse…
Yerleşim yerlerini tehdit etmemişse…
Ya da Antalya, İzmir, Muğla gibi göz önündeki bölgelerde çıkmamışsa…
Çoğu zaman haber bile olmaz.
Sonuç olarak; sıcaklığın arttığı, yağışların azaldığı, havadaki nem oranının düştüğü ve rüzgârların şiddetlendiği yaz ayları, orman yangınları açısından son derece kritik dönemlerdir.
Elbette Orman Teşkilatının bu sezon için hazırlıkları vardır. Bunların yeterli olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Ancak vatandaş olarak bizim de sorumluluğumuz vardır.
Orman yangınına neden olabilecek her türlü davranıştan uzak durmak zorundayız.
Çünkü bazen bir sigara izmariti…
Bazen yol kenarında yakılan küçük bir ateş…
Bazen de “Bir şey olmaz.” düşüncesi…
Binlerce hektar ormanın yok olmasına yetmektedir.
Bizim dikkatimiz bütün yangınları tamamen önlemeyebilir. Ancak sadece bu bile, yangınların azalmasına küçük de olsa önemli bir katkı sağlayacaktır.
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi