Toplumlar Nasıl Geri Kalır.
İnsanlık tarihi boyunca sorgulayan, araştıran, “emin misiniz?” diyen insanlar çoğu zaman baş tacı yapılmadı. Tam tersine; susturuldu, dışlandı, hatta öldürüldü.
Bazı toplumlar neden ileri gider, bazıları neden yerinde sayar?
Bence bunun cevabı ne parada, ne toprakta, ne de nüfusta gizli. Asıl mesele; düşünen insana nasıl davrandığında gizli.
İnsanlık tarihi boyunca sorgulayan, araştıran, “emin misiniz?” diyen insanlar çoğu zaman baş tacı yapılmadı. Tam tersine; susturuldu, dışlandı, hatta öldürüldü.
Sokrates insanlara düşünmeyi öğretti diye zehir içirilerek öldürüldü.
Giordano Bruno evren hakkında farklı düşündüğü için diri diri yakıldı.
Galileo Galilei gerçeği söylediği için baskı gördü.
Bugün internette dolaşan bazı yazılar işi abartıp “zeki insanların hepsini öldürdüler, geriye aptallar kaldı” diyor. Bu kadar basit değil elbette. İnsan zekâsı öyle koyundan kuzu seçer gibi işlemez. Ama şu da bir gerçek:
Toplumlar bazen kendi akıllı insanlarını harcadı.
Çünkü düşünen insan rahatsız eder. Soru sorar. Ezbere inanmaz. “Böyle gelmiş ama böyle gitmek zorunda mı?” der. İşte bazı düzenlerin en sevmediği insan tipi budur.
Bir düşünün…
Tarih boyunca kaç kitap yakıldı?
Kaç bilim insanına “sus” denildi?
Kaç insan yalnızca farklı düşündüğü için hain ilan edildi?
Bir yerde korku aklın önüne geçerse, orada gelişme durur. İnsanlar araştırmayı bırakır, sorgulamayı bırakır, sadece kalabalığa uymayı öğrenir.
Belki bugün hâlâ birçok sorunu çözemememizin nedeni de bu. Çünkü insanlık bazen cehaletten değil, kibirden geri kaldı. “Ben biliyorum” diyenler yüzünden, gerçekten bilen insanlar susturuldu.
Yine de umutsuz olmaya gerek yok. Çünkü tarih bize başka bir şeyi daha gösteriyor:
Gerçek bilgi eninde sonunda ortaya çıkar.
Dün yasaklanan fikirler bugün okul kitaplarında yazıyor. Dün deli denilen insanların fikirleri bugün bilim diye okutuluyor.
Belki insanlığı ileri götürecek şey daha güçlü bilgisayarlar değil; farklı düşünen insanlara tahammül etmeyi öğrenmek olacak.
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi