SENDİKALAR NE İŞE YARAR?
Eğer bir kişi sendikalıysa daha yüksek zam olur. Yada en azından yıllardır bildiğimiz bu
Kemal Sunal'ın unutulmaz filmi Kibar Feyzo'yu sanırım hepimiz en az bir kez izlemişizdir. Filmin hafızalara kazınan sahnelerinden biri, aslında sendikacılığı tek cümlede anlatacak kadar anlamlıdır.
Feyzo, inşaatta amele olarak çalışmaktadır. Gün sonunda yevmiyeler dağıtılır. Sıradaki işçilere 100 lira verilirken, Feyzo'ya 75 lira uzatılır.
Dayanamaz, sorar:
— "Gurban, benimki niye eksik?"
Görevli cevap verir:
— "Onlar sendikalı."
Feyzo'nun cevabı ise tam bir Kemal Sunal klasiğidir:
— "Ben de Harranlıyam."
Görevli kızar:
— "Git ulan işine!"
Feyzo da kendi kendine söylenir:
— "Allah Allah... Demek patron da Sendikalı, hemşerisini koriyi."
Çünkü "sendikalı" kelimesini bir memleket adı zannetmiştir.
Aslında bugün birçok kişi sendikanın ne olduğunu biliyor. Ama ne işe yaradığını gerçekten biliyor mu? İşte tartışılması gereken asıl konu da budur.
Türk Dil Kurumu'na göre sendika; işçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konulardaki ortak hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla kurdukları birliktir.
Yani bir sendikanın varlık sebebi, temsil ettiği kesimin haklarını korumak, ekonomik ve sosyal şartlarını iyileştirmek, refah seviyesini yükseltmektir.
Türkiye'de işçi sendikaları 1947 yılında yasal statü kazanmıştır. Bu sendikaların bugüne kadar işçilere ne kazandırdığı ya da ne kaybettirdiği bu yazının konusu değildir. Ayrıca ülkemizde sendikaların zamanla farklı siyasi anlayışlar doğrultusunda ayrıştığı da herkesin bildiği bir gerçektir. Onu da başka bir yazıda değerlendiririz.
Memur sendikaları ise 2001 yılında yürürlüğe giren 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ile hayatımıza girdi. 2010 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle de memurlara toplu sözleşme hakkı tanındı.
Bugün çalışan memurların ve memur emeklilerinin maaş artışları, yetkili sendikanın hükümetle yaptığı toplu sözleşmelere göre belirlenmektedir.
İşçi emeklileri ise farklı bir sistem içerisindedir.
Peki sonuç ne olmuş?
Son beş yılın zam oranlarına birlikte bakalım.
Dönem | Memur Emeklisi | İşçi Emeklisi |
|---|---|---|
Temmuz 2026 | %13,52 | %17,76 |
Ocak 2026 | %18,60 | %12,19 |
Temmuz 2025 | %15,57 | %16,67 |
Ocak 2025 | %11,54 | %15,51 |
Temmuz 2024 | %19,31 | %24,73 |
Ocak 2024 | %49,25 | %49,25 |
Temmuz 2023 | %25,00 | %25,00 |
Ocak 2023 | %30,00 | %30,00 |
Temmuz 2022 | %41,60 | %42,35 |
Ocak 2022 | %30,95 | %25,47 |
Toplam | %255,34 | %258,93 |
Tablo çok şey söylüyor.
Son beş yılda memur emeklileri yalnızca iki dönemde işçi/Bağkur emeklilerinden daha yüksek zam alabilmiş.
Beş dönemde daha düşük zam almışlar.
Üç dönemde ise aynı oranda artış gerçekleşmiş.
Üstelik beş yılın toplamına baktığımızda da sadece enflasyon oranında zam aldığı söylenen işçi emeklilerinin toplam artışı, memur emeklilerinin aldığı toplam artışın üzerinde gerçekleşmiş.
İşte tam bu noktada insan ister istemez şu soruları soruyor:
Hani sendikalar haklarımızı koruyacaktı?
Hani toplu sözleşmeler bize refah payı kazandıracaktı?
Hani sendikalı olmak ekonomik açıdan bir avantaj sağlayacaktı?
Elbette sendikaların görevi sadece maaş pazarlığı değildir. Çalışma hayatından sosyal haklara kadar birçok konuda önemli görevleri vardır.
Ancak vatandaşın en çok baktığı konu cebine giren paradır.
Eğer yıllar sonunda ortaya çıkan tablo, sadece enflasyon oranında zam aldığı ifade edilen işçi emeklisinin bile gerisinde kalıyorsa, insanların sendikaların ekonomik anlamda ne kadar etkili olduğunu sorgulaması son derece doğaldır.
Belki de bugün asıl tartışılması gereken soru şudur:
Sendikalar gerçekten üyelerinin ekonomik haklarını güçlendirebiliyor mu?
Yoksa yıllardır anlatılan ile ortaya çıkan sonuç arasında ciddi bir fark mı var?
Kararı elbette okuyucu verecektir.
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi