BARAJLAR NE KADAR GEREKLİ?
Bir barajın en basit tanımı şudur: Bir havzada bulunan onlarca kuru ya da sulu derenin önü kesilerek suyun belirli bir alanda biriktirilmesi ve bu suyun kontrollü şekilde kullanılmasıdır.
BARAJLAR NE KADAR GEREKLİ?
İnsanların en temel ihtiyaçlarından biri SU’dur. İnsanlık tarihi boyunca yerleşim yerleri; nehir kenarları, göl çevreleri ve suya erişimin kolay olduğu bölgelerde kurulmuştur.
Bir barajın en basit tanımı şudur:
Bir havzada bulunan onlarca kuru ya da sulu derenin önü kesilerek suyun belirli bir alanda biriktirilmesi ve bu suyun kontrollü şekilde kullanılmasıdır.
Özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra nüfus belirli merkezlerde hızla artmaya başladı. Sanayi şehirleri büyüdü, buna bağlı olarak su ihtiyacı da katlandı. Çözüm olarak son 50 yılda baraj yapımları hız kazandı.
Diğer taraftan kırsaldan şehirlere göç arttı, tarımla uğraşan insan sayısı azaldı. Şehirlerde yaşayan insanların gıda ihtiyacını karşılamak için daha az alanda daha fazla üretim hedeflendi. Bunun sonucunda sulama, gübreleme ve ilaçlama teknikleri gelişti. Tarımsal sulama amacıyla da yüzlerce irili ufaklı baraj yapıldı.
Barajların amacı yalnızca içme suyu ve tarım da olmadı. Enerji ihtiyacının artmasıyla birlikte hidroelektrik santrallerin yapımı da hızlandı.
İçme suyu elbette çok önemli…
Tarım elbette çok önemli…
Enerji elbette çok önemli…
Ama eskilerin güzel bir sözü vardır:
“Kaş yaparken göz çıkarılmaz.”
Çünkü bir baraj ya da HES yapılırken, sadece su tutulmuyor; aynı zamanda onlarca dere ve doğal yaşam alanı değiştiriliyor.
Peki o barajın aşağısında yaşayan balıklar?
Kurbağalar?
Suya bağımlı kuşlar?
Yaban hayatı?
Ne kadar düşünülüyor?
Evet, insanız ve bizim için insan hayatı çok önemli. Ancak doğa açısından insan, bu dev sistemin sadece küçük bir parçasıdır.
Daha önce de yazmıştım:
Dünya tarihini 1 yıl kabul edersek, insanlık tarihi bu takvim içinde sadece saniyelerle ifade edilir.
Eğer biz doğadaki diğer canlıları yok sayıp sadece kendi ihtiyaçlarımızı düşünürsek, bugün için kazançlı gibi görünebiliriz. Ama aslında bizden sonraki nesillere ihanet etmiş oluruz.
Doğa olmadan insan yaşayamaz.
Ama doğa, insan olmadan da yaşamaya devam eder.
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi