ORMANCILARI RAHAT BIRAKIN
Bu kişi; küçük bir yangında ilk müdahaleyi yapan en tecrübeli işçi olabileceği gibi, yangının büyüklüğüne göre Orman Muhafaza Memuru, İşletme Şefi, İşletme Müdürü, Yangın Şube Müdürü ya da Orman Bölge Müdürü de olabilir.
ORMANCILARI RAHAT BIRAKIN
Bir orman yangınında sahadaki en yetkili ve en tecrübeli kişi Yangın Amiridir.
Yangının söndürme stratejisini belirleyen, ekipleri sevk ve idare eden, ihtiyaçları tespit edip talep eden, yangın hakkında bilgi veren kişi odur.
Bu kişi; küçük bir yangında ilk müdahaleyi yapan en tecrübeli işçi olabileceği gibi, yangının büyüklüğüne göre Orman Muhafaza Memuru, İşletme Şefi, İşletme Müdürü, Yangın Şube Müdürü ya da Orman Bölge Müdürü de olabilir.
Çünkü bu insanlar:
O yörenin coğrafyasını bilir,
Rüzgârın nasıl davranacağını bilir,
Vadinin ateşi nasıl taşıyacağını bilir,
Eldeki söndürme gücünü en verimli şekilde nasıl kullanacağını bilir.
Peki uygulamada böyle mi olur?
Tabii ki hayır.
Yangın büyüyüp televizyonlara düşünce; Vali, Kaymakam, Belediye Başkanı, Milletvekili, Bakan… Kısacası yangın konusunda teknik bilgisi olmayan ama makam sahibi herkes yangın sahasına gelir.
İyi niyetle gelirler belki ama sonuç çoğu zaman faydadan çok zarardır.
Çünkü:
Yangını yöneten ormancı stres altına girer,
Teknik olmayan talimatlarla karşılaşır,
Sahadaki koordinasyon bozulur,
Orman İşletme Müdürü ve Bölge Müdürü yangını yönetmek yerine gelen protokolü karşılamak zorunda kalır.
Oysa bu kişilerin yapması gereken şey çok daha nettir:
Yangın Harekat Merkezi ile irtibat kurup, sahadan gelen yardım taleplerini kendi yetkileri dahilinde en hızlı şekilde karşılamak.
Çünkü yangın makamla değil, teknik bilgiyle söndürülür.
Görev yaptığım yıllarda sık duyduğum bir olayı anlatayım:
Bir bölgede büyük bir orman yangını çıkar. Yangın basına yansıyınca ilin yöneticisi sahaya gider. Etrafta hiçbir ormancı göremeyince öfkeyle:
“NERDE BU ORMANCILAR?” diye bağırır.
Oysa ormancılar makam çadırında değil, ateşin içindedir.
Yani savaşın en ön cephesindedir.
Emin olun, yangın amiri o yöneticinin geldiğini bilseydi, yangını bırakıp onu karşılamaya giderdi.
Bir başka olay ise hafızama kazınmıştır.
Yıl 2021…
Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük orman yangınlarının yaşandığı yıl.
Dönemin İçişleri Bakanı kameralar önünde şöyle demişti:
“Bir milletvekili paylaşım yapmış; geldik bir tane ormancı göremedik demiş. Göremezsin tabii… Ormancı ateşin ortasında.”
İlk bakışta ormancıyı sahiplenen çok doğru bir cümleydi.
Meslektaşlarımızın çoğu da o paylaşımı yapan milletvekiline tepki gösterdi.
Ben ise şunu merak ettim:
Bu sözü söyleyen milletvekili kimdi?
Araştırdım. Sordum. Soruşturdum. Ama öğrenemedim. Hâlâ da bilmiyorum.
Ve açık konuşayım:
Ben o milletvekilinin gerçekten var olup olmadığından bile emin değilim.
Çünkü isim hiçbir zaman açıklanmadı.
Bu yüzden aklıma şu ihtimal geldi:
Belki de toplumda “muhalifler ormancıyı suçluyor” algısı oluşturulmak istendi. Yani orman yangınının ortasında bile siyasi fayda devşirilmeye çalışıldı.
Oysa doğa küçük siyasi hesaplarla ilgilenmez.
Doğa milyonlarca yıldır varlığını sürdürüyor.
Defalarca yok oluş yaşadı. Defalarca yeniden başladı.
Dünya tarihini 24 saat kabul edersek:
Dünya gece 00:00’da oluşuyor,
İlk canlılar sabaha karşı ortaya çıkıyor,
Dinozorlar gece 23:00 civarında geliyor,
Modern insan ise son birkaç saniyede ortaya çıkıyor.
İnsan kendisini çok büyük zannediyor.
Oysa doğa açısından bakınca biz, saniyelik bir ayrıntıyız.
Dinazorlar bitti, insan başladı.
İnsan biter, başka bir canlı türü başlar.
Dünya yine döner.
Orman yine büyür.
Doğa yine kendini yeniler.
Taa ki Güneş’in enerjisi tükenene kadar
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi