Köşe Yazısı

"Kadın Kadının Yurdudur" Ezberini Bozmak ve Gerçek Dayanışmayı Örmek.

Sivil Toplum, Gönüllülük ve Hakikat Üzerine Bir Değerlendirme.

Feride Demir ( UMUT PENCERESİ ) 262 okunma
"Kadın Kadının Yurdudur" Ezberini Bozmak ve Gerçek Dayanışmayı Örmek.

17 yıldır sivil toplumun sahadaki tozunu yutan, kadınların ekonomik hayata katılımı, haklarının korunması ve güçlenmesi için gönüllülük esasıyla yola baş koymuş bir insanım. Adana’dan ülkenin dört bir yanına uzanan bu yolda pek çok hayata dokundum, pek çok hikayeye tanıklık ettim. Bugün bu kürsüden, yıllardır içimi acıtan, sahada bizzat yaşayarak gördüğüm ve artık açıkça konuşmamız gereken yapısal bir sorunu, bir zihniyet meselesini dile getirmek istiyorum.

Hani derler ya, "Kadın kadının yurdudur" diye...

Maalesef sahadaki gerçek, bu romantik cümlenin fersah fersah uzağında kalabiliyor. Deneyimlerim bana acı bir gerçeği gösterdi; Kadın kadının yurdu olmak bir yana, bazen en büyük engelleri yine aynı yolda yürümeye çalışanlardan görebiliyoruz.

Karşılıksız Emeğin ve "Al-Ver" Pazarlarının Yalnızlığı

Aktivist olduğunuzda amacınız bellidir: Şiddet gören, ekonomik özgürlüğünü yitirmiş ya da sadece hayatta tutunmaya çalışan her kadına el uzatmak. Ben bu yola çıktığımda arkamda kimse yoktu, elimden tutan kimse bulamadım. Belki başından o el tutulsaydı bugün çok daha farklı yerlerde olabilirdik. Ancak ben bunu bir küskünlük değil, bir pusula yaptım: "Kimse benim elimden tutmadı ama ben benden sonrakilerin elini bırakacağım" dedim.

Yıllar boyunca akıllar verdim, fikirler verdim, yol gösterdim; dar günlerinde maddi ve manevi olarak yanlarında oldum. Hiçbir karşılık, hiçbir çıkar beklemedim. Çünkü gerçek gönüllülük fatura kesmez.

Fakat en çok neye kırıldım biliyor musunuz? Siz karşılıksız bir şekilde varınızı yoğunuzu ortaya koyarken, bazılarının bunu bir hesap meselesi yapmasına:

"Ben sana zamanında destek oldum mu ki, sen bana oldun mu ki ben sana olayım?"

Eğer bir hak savunucusuysanız, bir aktivistseniz; karşınızdaki kişinin size daha önce destek olup olmadığına, sırtınızı sıvazlayıp sıvazlamadığına bakamazsınız. Yardıma ve dayanışmaya ihtiyacı olan her kadına koşmak zorundasınız.

Sivil Toplum Ego Tatmin Yeri Değildir.

Ne yazık ki dışarıdan bakıldığında omuz omuza durduğu zannedilen bazı alanların içine girdiğinizde manzara değişiyor. Hayatta iş hayatında veya sosyal yaşamda arzu ettikleri başarıyı ya da statüyü elde edememiş bazı profillerin, sivil toplum kürsülerini birer ego tatmini veya çevre edinme basamağı olarak kullandıklarına şahit oldum.

Buradan en net cümleyle ifade ediyorum:

Sivil toplum; egoların tatmin edileceği, unvan yarışına girileceği, kartvizit doldurulup caka satılacağı bir yer değildir!

Burası kişisel hırsların tatmin sahnesi değil, hayatın sillesini yemiş insanların sığınağıdır. Bu alanları kendi eksikliklerini örtbas etmek için kullanan zihniyet, maalesef gerçek emekçilerin önünde görünmez birer duvar örüyor.

Fikir Üretmeyen Ama Hükmetmek İsteyen Zihniyet

Sahada karşılaştığımız bir diğer çıkmaz ise üretemeyen ama yönetme iddiasında olanlar... Kendi beynini yormayan, ortaya tek bir proje ya da vizyon koyamayan bazı kişiler, iş söze veya yönlendirmeye geldiğinde maalesef tahakküm kurmaya çalışabiliyorlar.

Ortaya koyduğunuz fikre, gece gündüz emek vererek ürettiğiniz çözümlere saygı duymamak; her şeyin kendi dar kalıplarına uymasını istemek sivil toplumun ruhuna tamamen aykırıdır. Sivil toplumun özü ortak akıldır, istişaredir, zenginliktir. "Benim dediğim dedik" diyen dayatmacı yaklaşımların ortak akılla bağdaşır yanı yoktur.

Asıl Hedefimiz: Gerçek Dayanışmayı Büyütmek

Bizim derdimiz kimseyi hedef almak ya da şahsileştirmek değil; yıllardır emek verdiğimiz bu sahanın daha sağlıklı, daha adil, daha şeffaf ve gerçekten hak temelli yürümesini sağlamaktır.

Dedikodudan, kıskançlıktan, kişisel hesaplaşmalardan ve ego savaşlarından arınmış bir kadın dayanışmasını örmek zorundayız. Kimse elinden tutmadığı halde başkalarının elini sımsıkı kavrayabilme cesaretini gösteren tüm gönüllülere selam olsun. Bizler, bu ilkeler doğrultusunda hiçbir çıkar beklemeden, o mazlum ve ihtiyaç duyan elleri tutmaya devam edeceğiz.

Yazar

Feride Demir ( UMUT PENCERESİ )

Teknik Eğitim Fakültesi Teknik Öğretmen AB Proje Koordinatörü - Kosgeb Girişimcilik Eğitimcisi

Okur Görüşleri

Yorumlar (8)

Aycan Cankurt

Kalemine sağlık arkadasim .

Remziye grkgl

Yerli yerinde güzel bir tespit olmuş arkadaşım..stk larda amaç dayanışma yardımlaşma olması gerekirken maalesef kişisel egoların tatmin edilmeye çalışılması gerçeği,, yardımlaşma ideali olan kadınları topluluktan uzaklaştırıyor ve kırgınlık yaratıyor..Ben şahsen iyiliğin kötülüğü yeteceğini inanıyorum. Her alanda.. Kalemine sağlık. Sevgilerimle

Tugaba yasar

Bu sekılde ufkumuzu karanlık kapılarına ısık olup empati seviyemizi arttırır nitelikteki yazılarınızı devamını beklıyor ve severek okuyor başarılarınızın cesaret ve almanızın devamını bekliyoruz

Gülseren Akan

Agzina yuregine saglik arkadasim Ne güzel söyledin ❤️ Selamlar saygilar ve sevgiler viyana‘dan.

Pakize

O kadar güzel ifade etmişsiniz ki! Söylemek istedikerimizi nokta atışı yapmışsınız. Kalemine, yüregine sağlık Devam....

Şerife Karakuş

Canım kalemine sağlık tebrik ederim

Hasan Kurtuluş

Yazılarınızı okurken içinde bulunduğumuz hayatın ta kendisi olduğunuzu görüyorum ışığınız hiç sönmesin yolumuzdan dönmeyim kaleminiz Çok güçlü...

KARİP YALÇIN

Dünya menfaat dünyası olmuş yalan dünyanın yalan işleri artık insanlar bir birni arkasından vurmak için kollar olmuş ihanet diz boyo herkeşin bir hesabı var ama allahında bir hesabı var

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Tüm yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.

Yorumunuz yönetici onayından sonra görünür olacaktır.

Diğer Köşe Yazıları

18 Temmuz 2026

5- Umut Dört Duvar Arasında Yeniden Yeşerir

Hayatın en dik yokuşlarında nefesimiz kesildiğinde, aslında kimin yanımızda yürüdüğünü değil, kimin bizi o yokuşun başında yapayalnız bıraktığını anlıyoruz.