5- Umut Dört Duvar Arasında Yeniden Yeşerir
Hayatın en dik yokuşlarında nefesimiz kesildiğinde, aslında kimin yanımızda yürüdüğünü değil, kimin bizi o yokuşun başında yapayalnız bıraktığını anlıyoruz.
Ben bugün, bu yokuşun en zorlu etabını; kemoterapinin bedenimde bıraktığı izlerle, sol kolumdaki ve bacağımdaki o ağır his kaybıyla, her adımın bir irade savaşına dönüştüğü bir dünyada geçiyorum.
Dört duvar arasına çekildiğim o sessiz günlerde, "arayacağım" diye verilen sözlerin boşlukta nasıl yankılandığını duydum. Ben bedenimle hayata tutunmaya çalışırken, "işim bitsin dönerim" diyerek hayatın uyduruk telaşlarını, ufacık bir "nasılsın?" cümlesinden kıymetli görenleri izledim. Oysa dostluk; bir fincan kahvenin hatırını, zamanın yoğunluğuna kurban etmek değil, en çaresiz anlarda bir elin sıcaklığını omuzda hissettirmektir.
Şimdi anlıyorum ki, o sessizlik bir kayıp değil, bir arınmaymış. Aylar sonra, kendi konfor alanlarındaki işleri bitince hatırlanan biri olmayı reddediyorum. Artık ne telefonlarım o sahte nezakete açık, ne de kapılarım, zamanını sadece kendi "boş" dünyasına ayıranlara aralanıyor.
Bu bir küskünlük değil; bu, geç de olsa kendime verdiğim bir söz. Bugün adımlarım yavaş olabilir, bedenimdeki his kaybı bana her an mücadelemi hatırlatıyor olabilir; ama ruhumun derinliklerinde bambaşka bir şey yeşeriyor. En karanlık anlarda kendi ışığımı kendim yaktım. Yanımda olmayanların, şimdi "iyi misin?" diye sormaya, o kapıyı tekrar zorlamaya hakları yok. Çünkü ben, iyileşme sürecimde kimin gerçekten "orada" olduğunu, kimin ise sadece gölge olduğunu çok net gördüm.
Ben daha kıymetliyim.
Bu zor günler, bana kim olduğumu ve aslında kimlerin yanımda olması gerektiğini öğretti. Zamanımın, enerjimin, en önemlisi de sağlığımın ne kadar paha biçilmez
olduğunu, ancak bu sessizlikte kavrayabildim. Artık biliyorum ki; benim zamanım her şeyden daha kıymetli, benim sağlığım her şeyden daha kıymetli.
Dört duvarın arasında, sadece kendimle baş başa kaldığım o sessizlikte; sahteliklerden arınıp, kendimi yeniden bulmanın huzurunu yaşıyorum. Gerisi mi? Gerisi sadece gürültü. Ve ben, artık o gürültüye değil; kendi iyileşmeme, kendi içimdeki o sönmeyen umuda ve sadece beni gerçekten hak eden o gerçek sevgilere odaklıyım.
Yazar
Feride Demir ( UMUT PENCERESİ )
Teknik Eğitim Fakültesi Teknik Öğretmen AB Proje Koordinatörü - Kosgeb Girişimcilik Eğitimcisi