4- Umut Dört Duvar Arasında Yeniden Filizlenir
Hayat bazen insanın elinden sadece sağlığını değil; tüm renklerini, hayallerini ve yarınlara dair kurduğu o hafif cümleleri de alıp gidiyor.
İki yıl önce o kara haberi aldığımda, dünyamın başıma yıkılacağını, dört duvarın arasına hapsolup kendi karanlığımda kaybolacağımı sanıyordum. Kanserin o amansız gölgesi üzerime düştüğünde, sadece bedenim değil, ruhum da bir savaşın ortasında kalmıştı.
Tedavilerin o ağır, yakıcı soluğu bedenimi çaresiz bıraktığında; sol bacağımda ve kolumda hissettiğim o yabancılaşma, sadece fiziksel bir engel değil, hayata tutunan tüm bağlarımın kopuşu gibiydi. Aylarca o hasta yatağında, kendi bedenine bile yabancılaşmış bir ruhun ağırlığıyla uyandım. Her sabah, bir gün önceki acının üzerine yeni bir umutsuzluk ekleniyordu. İşimi, sosyal hayatımı, o eski neşeli kadını kaybetmiştim. İçimdeki o dinmek bilmeyen fırtına, 7/24 gözyaşlarıma karışıyordu. Sabahlara kadar süren nöbetlerimde, tavanın soğukluğuna hapsolmuşken, tek bir ses bile duymuyordum; sadece içimin acıyan çığlığı vardı.
Ama bir kişi vardı. O, fırtınanın tam ortasında, sarsılmaz bir deniz feneri gibi yanımdaydı: Ümit. Sevgili eşim, can yoldaşım... Ben her pes ettiğimde, umudu avuçlarımın arasından kayıp gittiğinde, o hiç pes etmedi. Ben dünyayı yıkıp döktükçe, o sessizce parçaları birleştirdi, yaralarımı sardı, hayatı yeniden düzene koydu. Hastane koridorlarının o soğuk, yankılı sessizliğinde elimi bir an olsun bırakmadı. Kişisel ihtiyaçlarımı karşılayan o eller, aslında benim kırılan umutlarımı da birleştiriyordu. Ben onun üzerine acımı boşaltırken, o kendi yüreğindeki okyanusu benden sakladı. Odasına kapanıp saatlerce ağladığını, omuzlarına binen o ağır yükü tek başına taşımaya çalıştığını biliyorum. Hastalıkla mücadele eden ben olsam da, o sessiz kahramanlıkların yükünü çeken oydu.
Şimdi anlıyorum ki, umut sadece dışarıdaki güneşli günlerde değil, o dört duvarın arasında, bir insanın diğerinin elini tuttuğu o sessiz anlarda filizleniyormuş. O, benden sakladığı tüm üzüntüsüyle, bana bir liman oldu. Ben ona destek olamadım belki, çünkü kendi enkazımın altında kalmıştım; ama o, beni o enkazın içinden çekip çıkarmak için kendi ruhunu feda etti.
Ümit, canım eşim... Sen benim bu uzun ve karanlık kışımda, kalbime doğan ilk bahardın. "İyi ki"lerin en güzeli, varlığının hakkını ödeyemem. Beni bu hayata bağlayan, yeniden nefes almamı sağlayan senin o hiç bırakmadığın ellerindir. Seni çok seviyorum.
Seninle her şeye yeniden başlamaya hazır, eşin.
Yazar
Feride Demir ( UMUT PENCERESİ )
Teknik Eğitim Fakültesi Teknik Öğretmen AB Proje Koordinatörü - Kosgeb Girişimcilik Eğitimcisi