HERKES KENDİ İŞİNİ YAPARSA BU ÜLKE GÜZEL OLUR
Maalesef toplum olarak en büyük hatalarımızdan biri şu: Kimse kendi işini tam ve doğru yapmaz ama başkasının işine müdahale etmekte çok heveslidir. Üstelik bunu çoğu zaman “iyi niyetle katkı sağlıyorum” düşüncesiyle yapar. Oysa sonuç çoğunlukla fayda değil, zarardır.
Maalesef toplum olarak en büyük hatalarımızdan biri şu: Kimse kendi işini tam ve doğru yapmaz ama başkasının işine müdahale etmekte çok heveslidir. Üstelik bunu çoğu zaman “iyi niyetle katkı sağlıyorum” düşüncesiyle yapar. Oysa sonuç çoğunlukla fayda değil, zarardır.
Ormanlarımızı elbette seviyoruz. Ancak bir orman yangınında, konuyu bilen-bilmeyen pek çok kişi sahaya girme telaşına kapılıyor. Bu kişiler, yangını söndürmeye katkı sağlamak bir yana, ekiplerin işini zorlaştırıyor. Çünkü bilinçsizce yangın sahasına girerek hem kendi hayatlarını tehlikeye atıyorlar hem de profesyonel ekiplerin zamanını ve enerjisini tüketiyorlar. Çoğu zaman ekipler asıl işlerini bırakıp bu kişileri korumak ya da kurtarmak zorunda kalıyor.
Dahası, iyi niyetli ama yanlış müdahaleler yangının büyümesine bile sebep olabiliyor.
Bu konuda bir anımı paylaşayım. 2020 yılında İzmir’de çıkan büyük bir yangında, oldukça etkili bir yöntem olan karşı ateş uygulamasını yapan bir meslektaşım, “Ormanı yakıyor!” diye bağıran bazı vatandaşlar tarafından neredeyse linç edilmek istenmişti.
Peki nedir bu karşı ateş?
Basit bir örnekle anlatayım: Kışın sıcak bir odanın kapısını açtığınızda, elinizdeki mumun alevini kapının alt kısmına yaklaştırırsanız alev içeri doğru eğilir; üst kısmına yaklaştırırsanız dışarı doğru yatar. Bunun sebebi, sıcak havanın yükselmesi ve hava akımının bu şekilde oluşmasıdır.
Orman yangınlarında da benzer bir durum vardır. Yanan alan, çevresindeki havayı kendine doğru çeker. İşte bu fiziksel gerçeklikten yararlanılarak, yangının önünü kesmekte zorlanıldığında kontrollü şekilde ikinci bir ateş yakılır. Bu ateş, ana yangına doğru ilerler. İki ateş karşılaştığında ise arada yanacak madde kalmadığı için yangın söner. Yani yangının devam etmesi için gerekli unsurlardan biri ortadan kaldırılmış olur.
Bu yöntem doğru uygulanırsa son derece etkilidir. Ama yanlış uygulanırsa ikinci bir felakete yol açabilir. Bu yüzden bu tür kararları yalnızca işin eğitimini almış, tecrübeli teknik ekipler verir.
Durumu daha net anlatmak için şöyle düşünün: Bir yakınınız ameliyat olacak. Siz “ben de gireceğim” diyerek ameliyathaneye girerseniz ve doktor neşter vurduğunda “sen bizim yakınımızı kesiyorsun!” diye müdahale ederseniz ne olur? Sonuç açık: Ameliyat yarım kalır, hasta iyileşemez, hatta hayatını kaybedebilir.
Kısacası, bir şeyi sevmek onun nasıl korunacağını bildiğimiz anlamına gelmez.
Gerçekten yardım etmek istiyorsak, işini yapan insanların işini kolaylaştıralım.
Bırakalım herkes kendi işini yapsın.
Çünkü bu ülke, herkes kendi işini doğru yaptığı zaman gerçekten güzel olur.
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi