ÇAM YANIYOR DİYE KESİP ZEYTİN DİKELİM Mİ?
Kemoterapi gören bir kanser hastası hayatını kaybetti diye, “Kemoterapi öldürüyor, bundan sonra hastalara aspirin verelim” demek ne kadar mantıksızsa; “çam yanıyor, keselim yerine zeytin dikelim” demek de o kadar mantıksızdır.
“Çam ağaçları çok yanıyor, keselim yerine zeytin dikelim.”
Bu sözü eminim hepimiz duymuşuzdur. Hatta işi daha da ileri götürüp “çam ağacı bir Amerikan projesidir” diyenlere bile rastlıyoruz.
Şimdi basit bir örnek verelim:
Kemoterapi gören bir kanser hastası hayatını kaybetti diye, “Kemoterapi öldürüyor, bundan sonra hastalara aspirin verelim” demek ne kadar mantıksızsa; “çam yanıyor, keselim yerine zeytin dikelim” demek de o kadar mantıksızdır.
Evet, çam ağaçları daha kolay yanar. Çünkü reçinelidir. Reçine tutuşmayı hızlandırır.
Evet, zeytinliklerin altı genelde temizdir, yanıcı örtü azdır. Bu da doğrudur.
Ama burada yapılan temel hata şudur:
Orman ile bahçe aynı şey değildir.
Zeytin bir tarım ürünüdür.
Çam ise bir orman ekosisteminin parçasıdır.
Zeytinin ekonomik değeri vardır, doğrudur.
Ama çamın da vardır. Hatta tartışma sadece ekonomi üzerinden bile yapılmamalıdır.
Asıl mesele şudur:
Her ağaç her yerde yetişmez.
Kimi ağaç killi toprak ister
Kimi kumlu
Kimi suyu sever
Kimi kuraklığa dayanır
Kimi sıcak iklimde gelişir
Kimi soğukta
Bu yüzden;
Çamın yetiştiği yerde zeytin yetişmez.
Zeytinin yetiştiği yerde göknar olmaz.
Göknarın olduğu yerde incir tutmaz.
İncirin olduğu yerde kayın gelişmez.
Bu bir tercih meselesi değil, doğanın kuralıdır.
Doğa, milyonlarca yıl içinde hangi ağacın nerede yaşayacağını zaten belirlemiştir.
Amerika’nın tarihi 250 yıl. Bu sisteme “Amerikan projesi” demek bilimle değil, hamasetle açıklanabilir.
Daha açık söyleyelim:
Doğanın kurduğu dengeyi değiştirmeye kalkmak, doğaya müdahale değil, doğaya ihanettir.
Orman mühendisliği eğitiminin temelinde şu ilke vardır:
“Doğaya rağmen hiçbir şey yapamazsın. Yapacağın tek şey doğayı taklit etmektir.”
Yani biz doğaya hükmeden değil, onu anlayan ve ona uyum sağlayan tarafız.
Unutulmaması gereken en önemli gerçek ise şudur:
Ormanlar bize dedelerimizden miras kalmadı. Biz onları torunlarımızdan borç aldık.
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi