Emeklilik Hakkı Var, Emekli Olmak Mümkün Değil
Emeklilik, yıllarca çalışmanın ve verilen emeğin karşılığında insanın hayatının geri kalanını güven içinde sürdürebilmesi demektir. Peki ya öylemi
Emeklilik Hakkı Var, Emekli Olmak Mümkün Değil
Emeklilik, yıllarca çalışmanın ve verilen emeğin karşılığında insanın hayatının geri kalanını güven içinde sürdürebilmesi demektir.
Devlet memurları için çalışma yaş sınırı genel olarak 65'tir. Bir memur, emeklilik hakkını daha önce kazanmışsa kendi isteğiyle emekli olabilir; isterse 65 yaşına kadar çalışmaya devam edebilir. 65 yaşına geldiğinde ise resen emekliye ayrılır.
Bu uygulamanın amacı anlaşılabilir. İnsanların ilerleyen yaşlarda fiziksel olarak yıpranması, genç ve yetişmiş personelin önünün açılması ve kamu hizmetlerinin daha dinamik yürütülmesi hedeflenmektedir.
Ancak bugün ortaya çıkan tablo farklıdır.
Ne Değişti?
Birkaç yıl öncesine kadar emeklilik hakkını kazanan memurların önemli bir bölümü 65 yaşını beklemeden emekli oluyordu.
Bugün ise birçok memur, emeklilik hakkını kazanmış olmasına rağmen 65 yaşına kadar çalışmak istiyor.
Çünkü emekli olduğunda karşılaşacağı gelir kaybı çok büyük.
Yaklaşık dört yıl önce çalışan memurun aldığı maaş ile emekli aylığı arasındaki oran, birçok memur açısından kabaca %70'ler seviyesindeydi.
Bugün ise bu oran, memurun unvanına ve emeklilik hesabına göre değişmekle birlikte, yaklaşık %45-50 seviyelerine kadar gerilemiş durumda.
Yani kabaca ifade edersek:
Dört yıl önce çalışan memur 100 lira kazanıyorsa emekli olduğunda yaklaşık 70 lira alabiliyordu.
Bugün ise aynı karşılaştırmada bu rakam yaklaşık 45-50 liraya kadar düşebiliyor.
Bu, emekli olan insanın gelirinde çok ciddi bir kayıp anlamına geliyor.
Kırılma Noktası: 2023
Bu değişimde en önemli dönüm noktalarından biri 2023 yılında yapılan 8.077 TL'lik seyyanen ödeme oldu.
Görevdeki memurlara verilen bu ödeme emekli memur aylıklarına aynı şekilde yansıtılmadı.
Böylece çalışan memurun geliri artarken emekli memur bu artışın dışında kaldı.
Üstelik mesele sadece 2023'teki 8.077 TL değildir.
Çalışan memura verilen bu tutar sonraki maaş artışlarıyla büyürken, emekli memur açısından aynı şekilde devam eden bir gelir farkı oluştu.
Sonuçta 2023 yılında başlayan fark, bugün çok daha büyük bir ekonomik makasa dönüşmüş durumda.
Bunun Sonucu Ne Oldu?
Emeklilik hakkını kazanmış bir memur artık sadece:
“Emekli olabilir miyim?”
diye düşünmüyor.
Asıl sorusu:
“Emekli olursam geçinebilecek miyim?”
oluyor.
İşte 65 yaşına kadar çalışmanın temel nedeni de burada ortaya çıkıyor.
Bir insan yıllarca belirli bir gelir seviyesine göre hayatını kuruyor. Evini, çocuklarının ihtiyaçlarını, sağlık giderlerini ve günlük yaşamını bu gelire göre planlıyor.
Emekli olduğunda gelirinin neredeyse yarı yarıya azalması, doğal olarak emekliliği cazip olmaktan çıkarıyor.
Dolayısıyla bugün birçok memurun 65 yaşına kadar çalışması, sadece daha fazla çalışmak istemesinden kaynaklanmıyor.
Çoğu zaman ekonomik bir zorunluluk haline geliyor.
Ortaya Çıkan Çelişki
Burada ciddi bir çelişki var.
Devlet, 65 yaş sınırını koyarak gençlerin önünü açmak ve kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesini sağlamak istiyor.
Fakat emeklilik gelirinin yetersizliği, memurları emeklilik hakkını kazandıktan sonra bile çalışmaya devam etmeye itiyor.
Yani sistem bir taraftan:
“65 yaşında emekli ol.”
diyor.
Ekonomik gerçeklik ise:
“Emekli olma, çalışmaya devam et.”
diyor.
İnsanların tercihi de doğal olarak ikinci seçenek oluyor.
Hukuki Soru
Burada cevaplanması gereken önemli bir soru daha var:
Görevdeki memurlara verilen ve emekli aylığına yansıtılmayan ödemeler, emekli memurlar açısından adil ve hukuka uygun bir sistem oluşturuyor mu?
Bu sorunun cevabını elbette hukukçular ve yargı verecektir.
Ancak konu yalnızca hukuki değildir. Aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir meseledir.
Çünkü burada söz konusu olan, yıllarca kamu hizmetinde bulunmuş insanların emeklilik dönemindeki yaşam standardıdır.
Son Söz
Bugün geldiğimiz noktada emeklilik hakkı ile emekli olabilmek aynı şey değildir.
Bir memur emeklilik hakkını kazanmış olabilir.
Fakat emekli olduğunda gelirinin önemli bir bölümünü kaybedecekse, bu hakkı kullanmak onun için ekonomik açıdan son derece zor hale gelir.
Yaklaşık dört yıl içinde çalışan memur ile emekli memur arasındaki gelir dengesi %70'ler seviyesinden %45-50 bandına gerilemişse, burada sadece emeklilerin değil, bütün emeklilik sisteminin yeniden sorgulanması gerekir.
Çünkü emeklilik, insanları çalışmaya mecbur bırakan bir dönem değil;
yıllarca verilen emeğin karşılığında huzur içinde yaşanabilecek bir dönem olmalıdır.
Bugün asıl sorunumuz belki de şudur:
Emeklilik hakkımız var.
Ama emekli olmaya gücümüz yetmiyor.
Yazar
Vefa Tetik
Emekli Orman Mühendisi