BİR TÜRÜ YOK ETMEK KOLAYDIR, YA SONRASI !?
Üstelik doğada hiçbir canlı birbirinden bağımsız değil. Bir türün sayısını insan eliyle ve kontrolsüz biçimde azaltmanın, ekolojik dengede ne gibi sonuçlar doğuracağını her zaman önceden hesaplayamayız.
BİR TÜRÜ YOK ETMEK KOLAYDIR, YA SONRASI !?
Sanat, özellikle müzik… Tamam, müzik zaten yaşadığım, nefes aldığım; sahne ise büyüdüğüm yer. Ama bu, etrafa bakmadan, gözlerimi kapatıp yaşamam demek değil. Uzun zamandır fazla sustum gibi geliyor. Artık biraz da gördüklerimi, düşündüklerimi ve içimde biriktirdiklerimi yazmak istiyorum.
Bugün derdim sokakta yaşayan dostlarımız… Kediler, köpekler; yani hayatımızın bir parçası olmuş, bizimle aynı sokakları, parkları, yaşam alanlarını paylaşan canlılar.
İnsan olarak kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: En temel ihtiyaçlarını karşılamalarını neden engelliyoruz? Neden bir kap su, bir kap mama vermek suç ya da yasaklarla karşı karşıya kalınan bir davranış haline geliyor? Üstelik söz konusu olan, kendi ellerimizle yarattığımız bir yaşam alanında hayatta kalmaya çalışan canlılar.
Elbette sokak hayvanları konusunda kontrolsüz çoğalma, hastalık, saldırı riski ve kamu güvenliği gibi meseleler konuşulmalı. Bunları görmezden gelmek de doğru değil. Fakat çözümün adı yaşatmak yerine yok etmek olmamalı. Kısırlaştırma, aşılama, rehabilitasyon, sahiplendirme, düzenli bakım ve bilimsel popülasyon yönetimi gibi yöntemler varken neden en ağır bedeli canlılara ödetelim?
Üstelik doğada hiçbir canlı birbirinden bağımsız değil. Bir türün sayısını insan eliyle ve kontrolsüz biçimde azaltmanın, ekolojik dengede ne gibi sonuçlar doğuracağını her zaman önceden hesaplayamayız. Sokak kedilerinin ortadan kalkması, kemirgen popülasyonlarının artması gibi sonuçlar doğurabilir. Köpeklerin yok edilmesi ise yalnızca onların değil, çevredeki diğer canlıların yaşam düzenini de değiştirebilir. Bunun yanında hayvanların topluca ortadan kaldırılması; toplumda şiddetin normalleşmesi, çocukların canlılara karşı merhamet duygusunun zedelenmesi ve insanın doğayla kurduğu bağın daha da kopması gibi çok daha derin sonuçlar yaratabilir.
Türkiye'de bu konuda yıllardır çalışan HAYTAP, HAÇİKO, Türkiye Hayvanları Koruma Derneği ve daha birçok gönüllü kuruluşun varlığı da bize aslında toplumda bu soruna duyarsız olmayan büyük bir kesim olduğunu gösteriyor.
Ben bir şarkıcıyım. Yıllardır sahnelerde insanlara duygularımı şarkılarla anlatıyorum. Ama bugün bir şarkı söylemek değil, bir cümle kurmak istiyorum: Yaşatmak, yok etmekten daha büyük bir medeniyet göstergesidir.
Elbette sorunları çözelim. Sokakları güvenli hale getirelim. Kontrolsüz çoğalmanın önüne geçelim. İnsanları da hayvanları da koruyacak sistemler kuralım. Ama bunu yaparken vicdanımızı kapının dışında bırakmayalım.
Çünkü mesele yalnızca kediler ve köpekler değil. Mesele, insanın kendisinden güçsüz olana nasıl davrandığıdır.
Bırakalım da yaşasınlar. Bırakalım da bizlere dost olmaya devam etsinler.