Köşe Yazısı

2- Umut Dört Duvar Arasında Yeniden Filizlenir

Kanser tanısı konduğunda dünya bir anda küçülüyor; hareket alanınız, seçimleriniz ve hatta vücudunuz üzerindeki kontrolünüz bir anda o meşhur "dört duvar" arasına hapsoluyor.

Feride Demir ( UMUT PENCERESİ ) 653 okunma
2- Umut Dört Duvar Arasında Yeniden Filizlenir

Hastalık süreci başladığında, hayatın ritmi dışarıdaki koşuşturmadan içeriye, televizyon ekranlarına, belgesellerin ve tartışma programlarının durağanlığına çekiliyor. Ancak benim hikayemde, o dört duvar hiçbir zaman zihnimin ve gönlümün sınırlarını belirleyemedi.

Çünkü sivil toplum, damarlarımda dolaşan bir sevda, hayatımın vazgeçilmez bir parçasıydı. On yedi yıl boyunca bu alanda büyük bir özveriyle çalışmış biri olarak, fiziksel olarak kısıtlansam da ruhen sahada olmaktan asla vazgeçmedim. Dört duvar arasında elimde telefonum, zihnimde projelerimle aslında sivil toplumdan hiç kopmadım; sadece mücadele yöntemimi dönüştürdüm.

Bu süreçte öğrendim ki; iyileşmek sadece tıbbi tedaviyle değil, bir başkasının hayatına dokunarak, birinin yarasına merhem olarak mümkün oluyor. Şiddet mağduru bir kadın için üç ay boyunca destek olmaya çalıştım. Hem psikolojik hem de maddi destek süreçlerinde; öğrencilerim ve çevremin yardımıyla ev kirasını, elektriğini ödedik; erzağını aldık, 12 yaşındaki kızının ihtiyaçlarını karşıladık ve bakkala olan borcunu kapattık. Tüm bunları, telefonum aracılığıyla koordine ettim.

Kanser tedavi sürecinde, hasta arkadaşlarımla buluşmaya, onlara moral ve motivasyon sağlamak için geziler ve yemekler organize etmeye devam ettim. Örnek başkanımız Göksel abimin kıymetli destekleriyle fikirler ürettim, programlar yaptım. İklim krizinin yakıcılığını hissettiğimiz bugünlerde, okullarda ve ailelere yönelik bilinçlendirme eğitimleri kurguladım. Sivil toplum örgütlerinden hiçbir zaman kopmadım; aksine, bu organizasyonlar bana büyük bir güç, özgüven ve mutluluk verdi.

Elbette bu süreç sadece benim çabalarımdan ibaret değildi. Sevenlerimin, beni düşünen arkadaşlarımın ilgisi bazen bir sel gibi üzerime geldi. Sosyal medyadan ve WhatsApp'tan sürekli "şu yiyecek iyi gelir", "şu doktor var" diyerek öneriler gönderdiler. Hepsine şefkatle yaklaştım, hiç kimseyi kırmadım; çünkü biliyordum ki her biri aslında benim iyileşmem için çırpınan güzel kalplerdi. Biz de eşimle birlikte zaten her şeyi araştırıyorduk.

Bir de o çok duyduğum cümle vardı: "Sen güçlüsün, bunu başaracaksın!" Evet, güçlü olmaya çalıştım. Ancak bir gerçeğin altını çizmek isterim: Kemoterapi sadece bir ilaç değil; kusmadan halsizliğe, kas kaybından ağız yaralarına, yutma güçlüğünden koku kaybına ve saç dökülmesine kadar bedeni hırpalayan bir fırtına. O anlarda güçlü görünmek değil, sadece ayakta kalabilmek bile büyük bir mücadeledir. İnsan bazen sadece "vazgeçmemesi" gerektiğini bilir.

Ben, dört duvar arasına sığmayıp iyiliğin peşinden koşarak, toplumsal dayanışmayı bir tedavi yöntemi gibi kullanarak, yaşadığım zorlukların içine umudu ilmek ilmek işledim. Çünkü biliyorum ki; insan başkası için bir şeyler yapmaya devam ettiği sürece, hastalık sadece bedende kalan geçici bir misafirdir. Umut, işte tam da o dört duvarın arasında, yeniden ve her defasında daha güçlü filizlenir.

Yazar

Feride Demir ( UMUT PENCERESİ )

Teknik Eğitim Fakültesi Teknik Öğretmen AB Proje Koordinatörü - Kosgeb Girişimcilik Eğitimcisi

Okur Görüşleri

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz gönderin.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Tüm yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.

Yorumunuz yönetici onayından sonra görünür olacaktır.

Diğer Köşe Yazıları

18 Temmuz 2026

5- Umut Dört Duvar Arasında Yeniden Yeşerir

Hayatın en dik yokuşlarında nefesimiz kesildiğinde, aslında kimin yanımızda yürüdüğünü değil, kimin bizi o yokuşun başında yapayalnız bıraktığını anlıyoruz.