Köşe Yazısı

MÜZİK SEKTÖRÜNDE GÖRÜNMEYEN SORUNLAR !

Doğrudan aranjörlerin haklarını koruyacak bir aranjörler birliği gibi bir meslek birliğinin olmaması, aranjörleri sürekli bir üvey evlat, bir sığıntıymış gibi hissettiren bir hâle getirmiş ve bu durum böyle sürüp gidiyor.

Aşina Yenyıl • • 259 okunma
MÜZİK SEKTÖRÜNDE GÖRÜNMEYEN SORUNLAR !

MÜZİK SEKTÖRÜNDE GÖRÜNMEYEN SORUNLAR !

Geçen günlerdeki köşe yazılarımda size bahsettiğim kıymetli dostum Ayhan Ak; aranjör, Müzik-Sen, Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası İstanbul Temsilcisi ve İMSSKD Başkanı. Sağ olsun, beni kırmadı; ben sordum, o cevap verdi.

AY: Ayhan Bey, öncelikle aranjörlük mesleğinden başlayalım. Bir eseri dinleyicinin kulağına ulaşabilecek, hatta çoğu zaman yeniden hayat bulabilecek hâle getiren aranjörlerin telif konusunda yaşadığı en temel sorun nedir? Aranjörlerin doğrudan temsil edildiği bir meslek birliğinin bulunmaması bu sorunu ne ölçüde büyütüyor?

AA: Temel sorunlardan bir tanesi imza. Maalesef besteci ve söz yazarından imza alındığı takdirde eser meslek birliğine bildirilebiliyor. Ama tabiri caizse ete kemiğe büründürdüğü, insanların dinleyebileceği hâle getirdiği eserden aranjör telif hakkı alamıyor.

Bu sıkıntıya bir de şöyle bir örnek vereyim: Bir eserin söz yazarı Almanya’da, bestecisi Fransa’da ya da Malatya’nın bir köyünde… Uğraşın ki bu eserin aranjör imzasını almak için eser sahiplerine ulaşabilesiniz.

Doğrudan aranjörlerin haklarını koruyacak bir aranjörler birliği gibi bir meslek birliğinin olmaması, aranjörleri sürekli bir üvey evlat, bir sığıntıymış gibi hissettiren bir hâle getirmiş ve bu durum böyle sürüp gidiyor.

AY: Bir aranjörün yaptığı düzenlemenin telif hakkından yararlanabilmesi için eser sahibinin imzasının aranması, uygulamada ciddi sorunlar doğuruyor. Bestecinin başka bir ülkede, söz yazarının başka bir şehirde yaşadığı durumları da düşündüğümüzde bu sistem sizce sürdürülebilir mi? Bu konuda nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?

AA: Maalesef sürdürülemiyor. O yüzden bir önceki genel kurulda çözüm önerisi olarak imza olayının MESAM Yönetim Kurulu’nun inisiyatifine bırakılması ve bununla birlikte aranjör eser bildiriminde bulunduğunda minimum yüzde 10 telif hakkı ile aranjörün üzerine kaydedilmesi kararı alındı. Ama maalesef bugüne kadar somut bir adım atılmadı.

AY: Bir başka önemli konu da “müzik yönetmeni” ile “aranjör” kavramlarının birbirine karıştırılması. Bir işi alan kişinin aranjeyi başka bir aranjöre yaptırıp sonrasında eserin bütün müzikal emeğinin kendi adıyla anılması, hatta meslek birliğine kendisini aranjör olarak bildirmesi sizce sektörde nasıl bir haksızlık yaratıyor?

AA: Bizde Avrupa’dan biraz farklı bir durum var. Avrupa’da bir aranjör, bir şarkıyı bütçe problemi olmadığı için komple canlı çaldırıyor; tamamen kendi fikir ve düşüncelerini işliyor şarkıda.

Bizde en büyük problem bütçe olduğu için yönetmen şarkıyı aranjöre veriyor. Alt yapının çoğunu aranjör yapıyor ama yönetmen kendisini meslek birliğine aranjör olarak yazdırıyor.

Buna da çözüm olarak hak geçmesin diye yarı yarıya yazılsın dedik ama maalesef yönetmenler bunu kabul etmedi. Şahsen ben böyle bir haksızlığa maruz kalmamak için camiada birçok yönetmenin aranjelerini yapmayı bıraktım. Sadece kendi aranjelerimi yapıyorum.

AY: Aranjörlerin, yaptıkları işin ve verdikleri emeğin karşılığını alabilmek için haklarını savunmakta zorlandığını; bazı aranjörlerin ise bir daha iş alamama kaygısıyla yaşanan haksızlıklara sessiz kaldığını söylüyorsunuz. Sizce bu sessizliği kırmak için sektörde nasıl bir dayanışma ve hukuki düzenleme gerekiyor?

AA: Öncelikle aranjör ve yönetmen kavramı netleştirilmeli. Yukarıda bahsettiğim gibi kim aranjör, kim müzik yönetmeni belli olmalı. Hukuki olarak aranjörler birliği kurulmalı.

AY: Hazırladığınız “Müzik ve Sahne Emekçileri Temel Sorunları” çalışmasında sosyal güvence, geriye dönük borçlanma, yıpranma payı ve sanatın sistem içerisinde bir meslek olarak tanımlanması gibi çok önemli başlıklar bulunuyor. Sizce bugün müzik ve sahne emekçilerinin önündeki en acil sorun hangisi ve neden?

AA: En acil olanı mevcut yasanın maalesef günümüz koşullarında yetersiz kalması. Bahsettiğim temel problemleri çözüme ulaştırmak için önce var olan yasanın değişmesi gerekiyor. Bunun adına ister acilen deyin, isterseniz en önemli sorun deyin.

AY: Son olarak, aranjöründen müzisyenine, sahne sanatçısından teknik çalışanına kadar müzik sektörünün bütün emekçileri için gerçekten adil bir çalışma düzeni kurulabilmesi adına, yetkililere ve sektörün kendisine tek bir mesaj verme şansınız olsaydı ne söylemek isterdiniz?

AA: Ne yazık ki bizim sektörde birlikte hareket etmek gibi bir durum bugüne kadar söz konusu olmadı.

Bahsettiğimiz sorunlar tüm müzik emekçilerini kapsıyor. O yüzden son olarak diyeceğim şu ki: Birlik olup birlikte hareket etmezsek maalesef bu temel sorunlar daha bir elli yıl yine devam edecektir.

Çalışmalarında başarılar dilerim. Beni kırmadan ve sabırla verdiğin cevaplar için çok teşekkür ederim. Senin verdiğin mücadelenin bizzat tanığıyım ve hakkın ödenmez.

Yolun açık, hayatın her zaman huzur içinde geçsin.

Okur Görüşleri

Yorumlar (1)

Ebru topaclioglu

Umarim sektorde bir birlik beraberlik saglanir.insanlar emeklerinin karsoligini alirlar.cok bilgilendirici bir yazi olmus.sevgiler..

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Tüm yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.

Yorumunuz yönetici onayından sonra görünür olacaktır.

Diğer Köşe Yazıları

18 Ekim 2026

BİR SONRAKİ YAĞMURA NE KADAR HAZIRIZ?

Ben bir uzman değilim. Ama bu ülkenin bir vatandaşı olarak şunu düşünüyorum: Şehirlerimizi planlarken doğanın gerçeklerini daha fazla dikkate alamaz mıyız?

11 Ekim 2026

KÖMÜRLÜKTE UNUTULAN BİR HAYAT ...

Oysa yaşlılık hayatın dışında kalmak değildir. O insanların her birinin arkasında yıllar, emekler, kayıplar, sevinçler ve kocaman bir hayat hikâyesi vardır.

27 Eylül 2026

ELEŞTİRİ DEĞİL, SANAL ŞİDDET !

Bir insanı eleştirmekle onu aşağılamak arasında kocaman bir fark var. Bir sanatçının yaptığı işi beğenmemek başka, o sanatçının kişiliğine, emeğine ve onuruna saldırmak bambaşka.