BİR SONRAKİ YAĞMURA NE KADAR HAZIRIZ?
Ben bir uzman değilim. Ama bu ülkenin bir vatandaşı olarak şunu düşünüyorum: Şehirlerimizi planlarken doğanın gerçeklerini daha fazla dikkate alamaz mıyız?
BİR SONRAKİ YAĞMURA NE KADAR HAZIRIZ?
İstanbul’da yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Bu felaketten etkilenen herkese geçmiş olsun. Rabbim beterinden sakınsın.
Her felaket insanın yüreğini acıtıyor. Canımız yanıyor, üzülüyoruz ama bir süre sonra unutup hayatımıza devam ediyoruz. Ta ki bir başka felaket kapımızı çalana kadar…
Bu kez gördüğüm görüntüler gerçekten dehşet vericiydi. O anları bizzat yaşamamış olsam da insanların çaresizliğini görmek beni çok etkiledi, gözyaşlarımı tutamadım.
Ve aklımda aynı soru dönüp durdu: Günümüz Türkiye’sinde, İstanbul gibi bir metropolde nasıl oluyor da birkaç saatlik yağış hayatı bu kadar altüst edebiliyor?
Elbette doğanın gücünü küçümseyemeyiz. Ancak betonlaşma, azalan yeşil alanlar, dere yataklarındaki yapılaşma ve yağmur suyunu taşıyan altyapının kapasitesi de bu tür felaketlerin etkisini artırabiliyor. Peki, bütün bunları ne kadar düşünüyoruz?
Ben bir uzman değilim. Ama bu ülkenin bir vatandaşı olarak şunu düşünüyorum: Şehirlerimizi planlarken doğanın gerçeklerini daha fazla dikkate alamaz mıyız? Yağmur suyunun akıp gideceği yolları koruyamaz, riskli bölgeleri önceden belirleyemez, gerekli önlemleri felaket yaşanmadan alamaz mıyız?
Elbette hiçbir önlem bütün felaketleri engelleyemez. Ama belki de bazı kayıpların önüne geçebilir, insanların bu kadar çaresiz kalmasını önleyebiliriz.
Çünkü mesele yalnızca yolların, evlerin sular altında kalması değil. Mesele insan hayatı.
Evleri onarabilir, yolları yeniden yapabiliriz. Ama kaybettiğimiz bir insanı geri getiremeyiz.
Her felaketin ardından birkaç gün üzülüp sonra unutmak yerine, yaşadıklarımızdan ders çıkarmalıyız. Çünkü bir sonraki yağmurun ne zaman geleceğini bilemeyiz ama ona ne kadar hazırlıklı olacağımız konusunda düşünmek ve harekete geçmek bizim elimizde.
Bir sonraki yağmur yağdığında yine “Allah korusun” mu diyeceğiz, yoksa gereken dersleri çıkarmış mı olacağız?
Dua etmek elbette güzel…
Ama tedbir almak da bizim sorumluluğumuz.
Yağmur bir gecede yağar, sel birkaç saatte geçer…
Ama ihmallerin açtığı yara, bir ömür kapanmayabilir.
LÜTFEN !
YAĞMUR DİNİNCE UNUTMAYALIM !!!