KÖMÜRLÜKTE UNUTULAN BİR HAYAT ...
Oysa yaşlılık hayatın dışında kalmak değildir. O insanların her birinin arkasında yıllar, emekler, kayıplar, sevinçler ve kocaman bir hayat hikâyesi vardır.
KÖMÜRLÜKTE UNUTULAN BİR HAYAT ...
Yıllar evvel yaşadığım ve bugün hâlâ düşündükçe içimi burkan bir olay var. Maalesef hayatını kaybetti, Allah rahmet eylesin. Kim olduğunu elbette söylemeyeceğim. Ama çocukluğumdan beri tanıdığım, hali vakti yerinde, marka kıyafetler giyen, hayatı çok rahat yaşamış tek hatası ölmeden önce herşeyini evlatlarına ve eşine eşit paylaştırmış, iki kız evladı sahibi bir İstanbul beyefendisiydi.
Bir gün bir şekilde bana ulaştı. Onu bulduğum yer ise beni gerçekten şaşkına çevirdi: Bir gecekondunun kömürlüğünde, terk edilmiş ve felçli bir haldeydi. Eşimle birlikte onu oradan alıp Darülaceze'ye yerleştirdik. O gün yaşadıklarım ve gördüğüm manzara yıllar geçmesine rağmen aklımdan hiç çıkmadı.
Diyeceğim o ki; Allah evlatlara vicdan versin. Çünkü insan yaşlanabilir, hastalanabilir, güçten düşebilir… Ama insanın evladından beklediği şey zenginlik ya da büyük fedakârlıklar değil; çoğu zaman sadece bir telefon, bir ziyaret, bir “Nasılsın?”dır. Bir köşeye atılmak değil 🥺
Bugün bazı gençlerin yaşlı insanlara karşı gösterdiği sabırsızlığı ve saygısızlığı gördükçe de ister istemez düşünüyorum: Biz ne zaman bu kadar uzaklaştık birbirimizden? Otobüste yaşlı birinin ayakta kalmasına aldırmamak, hastanede onun yavaş hareket etmesine kızmak, sokakta önümüzden yürüdüğü için söylenmek… Sanki biz hiç yaşlanmayacakmışız gibi.
Oysa yaşlılık hayatın dışında kalmak değildir. O insanların her birinin arkasında yıllar, emekler, kayıplar, sevinçler ve kocaman bir hayat hikâyesi vardır. Saçlarının beyazlaması değerlerini azaltmaz. Tam tersine, o beyazların her birinde yaşanmışlık vardır.
Bir de kimsenin kolay kolay konuşmadığı o büyük yalnızlık var… Çocukları, torunları, dostları olsa bile kendisini artık kimsenin ihtiyaç duymadığı biri gibi hissetmek. Emekli olduğunda, üretmeyi bıraktığında ya da hastalandığında hayatın kenarına itilmek… Oysa insanın yaşı ilerledikçe ihtiyacı olan yalnızca bakım değildir; hatırlanmak, dinlenmek ve hâlâ değerli olduğunu hissetmektir.
Bugün genç ve güçlüyüz diye yaşlılığı kendimizden çok uzak sanıyoruz. Ama zaman kimseye torpil geçmiyor. Bugün elinden tutmadığımız, sözünü dinlemediğimiz, sabırsızlıkla yanından geçtiğimiz o yaşlı insanın yerinde bir gün biz olacağız.
Ve belki o gün, birilerinin bize göstereceği küçücük bir saygıyı bekleyeceğiz.
Yaşlılara gösterdiğimiz saygı, aslında onların geçmişine değil, kendi geleceğimize gösterdiğimiz saygıdır. Çünkü bir gün sen de yaşlanacaksın.