Köşe Yazısı

Bir Bayram Sessizliği...

Belki eski bayramların samimiyetini birebir geri getirmek mümkün değil ama o ruhu yaşatmak bizim elimizde. Çünkü bayramı güzel yapan şey ne gösterişli sofralar ne de pahalı hediyelerdir; insanın insana verdiği değerdir.

Aşina Yenyıl 68 okunma
Bir Bayram Sessizliği...

Bir Bayram Sessizliği...

Yıllar yıllar önce dini bayramlar geldiğinde mahallelerin havası değişirdi. Bayram sadece takvimdeki birkaç gün değil, insanların birbirine daha çok yaklaştığı, kırgınlıkların unutulduğu, kapıların sonuna kadar açık olduğu özel zamanlardı. Şimdi ise teknoloji gelişti, şehirler büyüdü, hayat hızlandı ama bayramların ruhunda eksilen bir şeyler olduğu da inkâr edilemez bir gerçek.

Eskiden bayram hazırlıkları günler öncesinden başlardı. Evlerde baklavalar açılır, sarmalar sarılır, çocuklara bayramlık kıyafetler alınırdı. Mahallede herkes birbirini tanırdı; zengin-fakir ayrımı yapılmadan aynı sofraya oturulurdu. Çocuklar sabah erkenden heyecanla kalkar, büyüklerin ellerini öpmek için sokak sokak dolaşırdı. O bayram harçlıklarının değeri paradan çok sevgiydi. Bir mendilin içine konulan birkaç lira bile çocukların yüzünü güldürmeye yeterdi.

Bugünün bayramlarına baktığımızda ise aynı heyecanı bulmak bazen zorlaşıyor. Artık birçok insan bayram ziyaretine gitmek yerine telefon mesajıyla yetinmeyi tercih ediyor. “İyi bayramlar” cümlesi bile çoğu zaman toplu mesajların arasında kaybolup gidiyor. Kalabalık sofraların yerini yalnız geçirilen tatiller, mahalle kültürünün yerini ise apartmanlarda birbirini tanımayan insanlar aldı. Çocuklar sokakta şeker toplamak yerine tablet ekranlarında zaman geçiriyor.

Eskiden bayram sabahları camiler taşar, insanlar birbirine sarılırdı. Şimdi ise hayatın koşuşturması içinde birçok kişi bayramı yalnızca resmi tatil olarak görüyor. Oysa dini bayramların özü; paylaşmak, hal hatır sormak, büyükleri unutmamak ve gönül almaktır. Teknoloji insanları birbirine bağladı belki ama kalpleri birbirinden biraz uzaklaştırdı.

Yine de her şey tamamen kaybolmuş değil. Hâlâ kapısını açan, sofraya bir tabak fazla koyan, yaşlı bir akrabayı ziyaret eden insanlar var. Belki eski bayramların samimiyetini birebir geri getirmek mümkün değil ama o ruhu yaşatmak bizim elimizde. Çünkü bayramı güzel yapan şey ne gösterişli sofralar ne de pahalı hediyelerdir; insanın insana verdiği değerdir.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, eski bayramların o içten “hoş geldin” cümlesini yeniden hatırlamaktır.

Diğer Köşe Yazıları

27 Nisan 2026

Bir Ülkenin Kalbi Çocuklarıyla Atar

Bazen yaşananlar sadece bir haber değildir. Bir kırılma anıdır. Toplumun aynaya bakmak zorunda kaldığı, görmezden geldiklerinin yüzüne çarptığı anlar vardır… Son yaşananlar tam da böyle.