Sanatçı Olmak Sadece Sahneye Çıkmak Değildir
Sanat, toplumun aynasıdır deriz. Peki o aynayı tutan kişi, yani sanatçı, kullandığı sözlerin sorumluluğunu da taşımak zorunda değil midir?
Sanatçı Olmak Sadece Sahneye Çıkmak Değildir.
Ben, yıllarını sahnede elinde mikrofonla şarkı söylemeye adamış bir şarkıcı olarak, sanatın yalnızca güzel eserler üretmekten ibaret olmadığına inanıyorum. Sahneye çıktığınız anda sadece sesinizi değil, duruşunuzu, karakterinizi ve kullandığınız dili de insanlarla paylaşırsınız. Çünkü sanatçı göz önünde olan bir insandır ve attığı her adımın, kurduğu her cümlenin bir karşılığı vardır.
Sanat, toplumun aynasıdır deriz. Peki o aynayı tutan kişi, yani sanatçı, kullandığı sözlerin sorumluluğunu da taşımak zorunda değil midir?
Ben buna gönülden "evet" diyorum.
Sanatçı, sadece sesiyle, oyunculuğuyla ya da kalemiyle değil; söylediği her sözle de topluma örnek olur. Çünkü milyonlar onu dinler, takip eder ve kimi zaman söylediklerini doğru kabul eder. İşte tam da bu yüzden sanatçı, konuşurken her bireyin taşıdığı sorumluluğun da ötesinde bir hassasiyet göstermek durumundadır.
Elbette herkesin düşüncesini ifade etme hakkı vardır. Ancak özgürlük ile sorumsuzluk arasındaki çizgi bazen düşündüğümüzden çok daha incedir.
Toplumların ortak değerleri vardır. Kurucu lideri, bayrağı, vatanı, tarihi, inancı ve milletin ortak hafızasını oluşturan manevi değerleri... Bu değerlere yönelik söylemler sadece kişisel bir fikir olarak kalmaz; milyonların yüreğine dokunur, kimi zaman da incitir. Üstelik bazı konuların hukuken de sınırları belliyken, sırf gündem olmak uğruna o sınırları zorlamanın ne sanatla ne de özgürlükle açıklanabilecek bir tarafı vardır.
Son yıllarda ne yazık ki dikkat çekmek ile değer üretmek birbirine karıştırılıyor. Oysa gerçek sanatçı, eserleriyle konuşur; tartışmalarıyla değil. Kalıcılık, sansasyonla değil, saygınlıkla kazanılır.
Haddimizi bilmek, susmamız gereken yerde susmayı, konuşmamız gereken yerde ise ölçülü olmayı bilmektir. Çünkü söylenen bazı sözler ağızdan çıktıktan sonra geri alınamaz. Kırılan güveni, zedelenen itibarı ve oluşan toplumsal yaraları onarmak ise çoğu zaman mümkün olmaz.
Belki de ihtiyacımız olan şey çok karmaşık değildir. Herkes yaptığı işi dürüstlükle, saygıyla ve sorumluluk bilinciyle yerine getirse; birbirimizi incitmek yerine anlamaya çalışsak, farklı düşüncelere hakaret etmeden yaklaşabilsek, yaşadığımız ülke gerçekten daha huzurlu bir yer olur.
Unutmayalım; sanatçı olmak alkış almak değil, iz bırakmaktır. Ve bırakılan izin değeri, söylenen sözlerin nezaketinde ve taşınan sorumlulukta gizlidir.
" Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Saygılarımla.