Köşe Yazısı

ÇOCUKLAR MI DEĞİŞTİ, BİZ Mİ EBEVEYN OLMAYI UNUTTUK?

Çocuklarımızı özgür bırakmakla başıboş bırakmayı, onları dinlemekle onların her dediğini yapmak arasındaki farkı ne zaman kaybettik?

Aşina Yenyıl • • 87 okunma
ÇOCUKLAR MI DEĞİŞTİ, BİZ Mİ EBEVEYN OLMAYI UNUTTUK?

ÇOCUKLAR MI DEĞİŞTİ, BİZ Mİ EBEVEYN OLMAYI UNUTTUK?

Ben anne olmadım.

Yıllarca çok yoğun bir sahne hayatının içinde yaşadım. Vakit bulamadım. Vaktim olduğunda ise etrafıma baktım ve dünyanın hiç de iyi bir yere doğru gitmediğini gördüm. Bir çocuğu dünyaya getirmenin, onu büyütmekten çok daha büyük bir sorumluluk olduğunu düşündüm. “Doğurup ortaya bırakmak” bana göre değildi. Bir çocuğa sahip çıkacak, onu koruyacak, doğruyu yanlışı öğretecek ve gerçekten çok iyi yetiştirecek gücü kendimde bulamadığım noktada anne olmaktan vazgeçtim.

Ama bu, çocuk sevgisinden vazgeçtiğim anlamına hiç gelmedi. Dünyadaki bütün çocukları kendi evladım gibi seviyorum.

Asıl mesele de zaten burada başlıyor.

Çevremde çocuk sahibi olan insanları izliyorum. Kendi çocukluğumla kıyasladığımda bazen gerçekten hayretler içerisinde kalıyorum.

Bizim annelerimiz daha biz küçücükken disiplinin ne olduğunu öğretirdi. Annemizin bir bakışı, kaşının hafifçe kalkması, hatta gözlerinin başka tarafa kayması bile bize yeterdi. Ne söylemek istediğini cümle kurmadan anlardık.

Babalarımız ise bizimle çok fazla yüz göz olmazdı. Büyük bir hata yaptığımızda devreye girerlerdi ve açıkçası o an geldiğinde korkudan ölürdük. Çünkü sınırın nerede olduğunu bilirdik.

Bugün ise bazen tam tersini görüyoruz. Dört-beş yaşındaki çocuk, anne babasının üzerinde söz sahibi olmaya çalışıyor. Ne yiyeceğine, nereye gideceğine, ne zaman yatacağına, hatta evde kimin ne yapacağına karar veriyor. Anne baba da çocuğu üzmemek, ağlatmamak, kızdırmamak adına sürekli geri adım atıyor.

Çocuk büyütmek, çocuğun her istediğini yapmak değildir.

Çocuğa sınır koymak onu sevmemek hiç değildir.

Tam tersine, sınırlar çocuğa güven verir. Çocuk, anne babasının kendisinden daha büyük, daha deneyimli ve gerektiğinde “hayır” diyebilen insanlar olduğunu bilmek ister. Sevgiyle otoritenin birbirinin düşmanı olmadığını yeniden hatırlamamız gerekiyor.

Elbette bütün anne babaları aynı kefeye koymuyorum. Çok bilinçli, çocuklarına sevgiyle ama sağlam sınırlarla yaklaşan pek çok anne baba da var. Onları ayrı tutmak gerekir.

Ama genel tablo bize bir şeyi düşündürmeli:

Biz nerede hata yaptık?

Çocuklarımızı özgür bırakmakla başıboş bırakmayı, onları dinlemekle onların her dediğini yapmak arasındaki farkı ne zaman kaybettik?

Belki de ipin ucu bir yerde kaçtı.

Şimdi yapılması gereken çocuklarımızla savaşmak, onları suçlamak ya da geçmişi kutsamak değil. Kendi çocukluğumuzdan doğru olanları alıp bugünün şartlarıyla yeniden harmanlamak. Sevgiyle sınırı, özgürlükle sorumluluğu, arkadaşlıkla anne-baba olmanın otoritesini yeniden dengelemek.

Çünkü çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onları sadece mutlu etmeye değil, hayata hazırlamaya da borçluyuz.

İpin ucu bir yerde kaçmış; hiç olmazsa el ele tutuşup o ucu tekrar yakalamaya çalışalım.

Okur Görüşleri

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz gönderin.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Tüm yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.

Yorumunuz yönetici onayından sonra görünür olacaktır.

Diğer Köşe Yazıları

27 Eylül 2026

ELEŞTİRİ DEĞİL, SANAL ŞİDDET !

Bir insanı eleştirmekle onu aşağılamak arasında kocaman bir fark var. Bir sanatçının yaptığı işi beğenmemek başka, o sanatçının kişiliğine, emeğine ve onuruna saldırmak bambaşka.

06 Eylül 2026

ZAMANI DURDURAN ŞARKILAR...

Müzik, yaş aldıkça değerini kaybetmeyen, aksine geçmişle bağımızı güçlendiren en güçlü şeylerden biri. Özellikle yaşlılar için bir şarkı; gençlik, bir aşk, bir düğün, bir ayrılık ya da unutulduğu sanılan güzel bir anıyı yeniden karşılarına çıkarabiliyor.