Köşe Yazısı

İnsanlar Neden Kör Olur, Görmezden Gelir?

İnsan gözü, etrafındaki milyonlarca ayrıntıyı algılayabilecek bir mucizedir.

Emin Kesti 49 okunma
İnsanlar Neden Kör Olur, Görmezden Gelir?

Ancak insanın asıl körlüğü, çoğu zaman gözlerinde değil; vicdanında, aklında ve kalbinde başlar. Çünkü insan bazen görür ama görmezden gelir, duyar ama işitmez, bilir ama susmayı tercih eder.

Peki insanlar neden kör olur?

Öncelikle korku, insanı körleştiren en güçlü duygulardan biridir. İnsanlar, doğruyu söylemenin bedelinden çekinirler. İşlerini, makamlarını, çevrelerini veya sahip oldukları rahatlığı kaybetmek istemezler. Bu yüzden haksızlığı görseler bile sessiz kalmayı seçerler. Sessizlik zamanla alışkanlığa dönüşür ve vicdanın sesi kısılır.

Bir diğer sebep çıkar ilişkileridir. Menfaat, hakikatin önüne geçtiğinde gözler perdeyle kapanır. Kişi, kendisine fayda sağlayan yanlışları görmek istemez. Çünkü gerçeği kabul etmek bazen konfor alanından çıkmayı, fedakârlık yapmayı ve mücadele etmeyi gerektirir.

Toplum psikolojisi de bu körlüğü besler. Kalabalıkların içinde bireyler, sorumluluğu başkalarına bırakır. "Nasıl olsa biri konuşur", "Birileri buna engel olur" düşüncesi yaygınlaşır. Sonunda hiç kimse konuşmaz ve kötülük normalleşir. Sessiz çoğunluk, istemeden de olsa yanlışın güç kazanmasına zemin hazırlar.

Bazen de insan, sürekli maruz kaldığı acılara karşı duyarsızlaşır. Her gün savaş haberleri, adaletsizlikler, yoksulluk ve zulüm görüntüleriyle karşılaşan birey, zamanla bunları sıradan kabul etmeye başlar. Sürekli tekrar eden kötülük, vicdani tepkinin zayıflamasına neden olur. Buna "alışılmış körlük" demek mümkündür.

Oysa gerçek görmek, yalnızca bakmak değildir. Görmek; fark etmek, düşünmek ve sorumluluk almaktır. Bir çocuğun gözyaşını, bir yaşlının yalnızlığını, komşunun derdini, toplumdaki adaletsizliği fark edebilmektir. Görmek, hakikatin çağrısına kulak vermektir.

Tarih boyunca toplumları değiştirenler, çoğunluğun görmezden geldiğini görebilen insanlar olmuştur. Onlar rahatlığı değil sorumluluğu, sessizliği değil

hakikati tercih etmişlerdir. Çünkü bilirler ki kötülüğün en büyük destekçisi, bazen onu yapanlar değil; onu görüp de hiçbir şey yapmayanlardır.

Sonuç olarak insanın gerçek körlüğü gözlerin görmemesi değil, vicdanın susmasıdır. Eğer gözlerimiz hakikate açık, kalplerimiz merhamete diri ve akıllarımız sorgulamaya hazır olursa, görmezden gelmenin karanlığından kurtulabiliriz. Çünkü dünyayı değiştiren şey, sadece gören gözler değil; gördüğüne karşı sorumluluk hisseden insanlardır.

Son söz: İnsan bazen karanlıkta olduğu için değil, aydınlığa bakmaya cesaret edemediği için kör olur. Görmek, yalnızca bir yetenek değil; aynı zamanda ahlaki bir tercihtir.

Yazar

Emin Kesti

Ekonomist - Yeniden Refah Partisi Adana İl Bşk. Yardımcısı

Okur Görüşleri

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz gönderin.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Tüm yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.

Yorumunuz yönetici onayından sonra görünür olacaktır.

Diğer Köşe Yazıları