Elek
Her zaman gel gitlerle yaşadığımız canımızı sıkan durumların terazi kefesindeki yerin ağır geldiği dönemlerimizde kendi kendimizin iyileştiricisi olabilmek.
Bir konunun, kişinin veya olayın duygu durumumuzu alt üst edebilmesine izin vermek ya da alıp onunla hamur gibi oynayıp Pizza yapıp yiyebilmek.
Karşılaştığımız durum her ne ile ilgili olursa olsun mutlaka konunun başlamasına sebep olabilecek bir ucu, başlangıcı bulunmaktadır. Ve hepsini doğuran sebeplerin de var olduğunu düşünecek olursak; en iyi şekilde fark edebilmek, uzaktan bakabilmek.
Süregelen bir durum: Karmaşaya dışardan bakan kişilerin; çözümü, dönüm noktalarını daha iyi görebildiği, kaosun içindeki kişilerin göremediği gerçeğinden beri her sıkıntıya sakince yaklaşıp o kaosun fırtınasında kaybolmamak için çaba sarf edebilmek.
Duygusal yaklaşırsak kimsenin bizi tam anlamıyla algılayamadığı ve çoğu zamanda kimseye kolay kolay göstermek istemeyeceğimiz o en güzel duygularımızı kendimizle başbaşa kalarak sorun, kişi, çözüm, kendim gibi olguları yuvarlak içerisine alıp belirleyeceğimiz başlıklar ile kendi kendimize konuşarak soruna neden olan durumları görüp çözümler üretebiliriz ki; bunları fark ettikten sonra durum kendi kendimize çıkardığımız atlamamız gereken tümsek gibi, yani mesala, bir oyunun sonunda bittiğini anladığımız o en kolay son hamle ile bitirebilecek duruma biz istersek getirebilmek.
Bunları fark ettikten sonra istem dışı, çoğu durumda kendi kendine gelişen bir oluşum olan bu durumu; etrafımızdaki her şeye herkese iletebilmek, içindeki bizi kemirip bitiren duygularımızdan arınıp en güzellerini çoğaltabileceğimiz zamanların artması dileğiyle.
Yazar
Ayçın Aras
Sistem Mühendisi