Bir Baba mı Kaybetti, Bir Toplum mu?
Dün Adana'da yaşanan olay, hepimizin üzerinde durup düşünmesi gereken ağır bir tabloyu gözler önüne serdi. İddialara göre emekli bir emniyet mensubu baba, uyuşturucu parası istediği ve alamayınca kendisine bıçakla saldıran evladını silahla vurdu.
Bu haberi okurken yalnızca bir adli vaka olarak mı değerlendirmeliyiz?
Yoksa toplum olarak geldiğimiz noktayı mı sorgulamalıyız?
Bir baba, evladına karşı silah kullanmak zorunda kalıyorsa burada kaybeden sadece bir aile değildir. Kaybeden toplumun tamamıdır. Çünkü uyuşturucu bağımlılığı artık yalnızca bağımlı bireyi değil; anneleri, babaları, kardeşleri ve hatta mahalleleri etkileyen büyük bir sosyal felakete dönüşmüştür.
Bugün birçok aile sessiz çığlıklar atıyor. Evlatlarının bağımlılık pençesine düşmesini izliyor, çaresizlik içinde çözüm arıyor. Kimi evinde huzuru kaybediyor, kimi ekonomik yıkım yaşıyor, kimi de can güvenliğinden endişe ediyor. Dün Adana'da yaşanan olay, işte bu sessiz çığlıkların en acı yansımalarından biridir.
Buradan tüm sivil toplum kuruluşlarına, şehrin mülki amirlerine, yerel yönetimlere ve ilgili kamu kurumlarına çağrıda bulunuyorum:
Artık sadece konuşma zamanı değil, harekete geçme zamanıdır.
Uyuşturucu ile mücadele yalnızca güvenlik güçlerinin görevi olarak görülmemelidir. Eğitim kurumları, belediyeler, sağlık kuruluşları, aile danışmanlık merkezleri, sivil toplum örgütleri ve yerel yöneticiler ortak bir masa etrafında toplanmalıdır. Sorunun kaynağı araştırılmalı, önleyici çalışmalar artırılmalı, bağımlılara yönelik rehabilitasyon imkanları genişletilmeli ve ailelere psikolojik destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Her yeni olaydan sonra üzülmek, taziye dilemek ve birkaç gün konuşup unutmak artık yeterli değildir. Çünkü her geçen gün yeni aileler aynı acıyı yaşama riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Sormamız gereken soru şudur:
Daha kaç anne gözyaşı dökecek? Daha kaç baba evladıyla karşı karşıya gelecek? Daha kaç aile uyuşturucunun karanlığında parçalanacak?
Toplum olarak bu sorulara cevap vermek ve çözüm üretmek zorundayız. Çünkü bugün bir ailenin yaşadığı trajedi, yarın başka bir ailenin kapısını çalabilir.
Artık geç kalmadan, hep birlikte harekete geçme zamanı gelmiştir.
Yazar
Göksel Uri
Yeniiz Gazetesi İmtiyaz Sahibi