Köşe Yazısı

BEYAZ ÖNLÜĞÜN ARDINDAKİ SESSİZ KAHRAMANLAR

Sağlık sistemi denildiğinde insanların aklına önce hastaneler gelir…

Ecz. Filiz Ercan 19 okunma
BEYAZ ÖNLÜĞÜN ARDINDAKİ SESSİZ KAHRAMANLAR

Doktorlar gelir…

Ambulanslar gelir…

Ama çoğu zaman bir gerçeği unuturuz:

Eczaneler, sağlık sisteminin ayrılmaz ve en hayati parçalarından biridir.

Çünkü eczacı sadece ilaç veren kişi değildir.

Eczacı; hastanın çaresizliğine ilk dokunan, endişesine ilk kulak veren, kimi zaman doktor kadar güven duyulan sağlık neferidir.

Bir hasta reçetesiyle eczaneye geldiğinde sadece ilaç istemez.

Güven ister…

Bilgi ister…

Yol gösterilmesini ister…

Ve eczacı, ilaca ulaşımı sağlarken aynı zamanda ilaç ve ilaç dışı destek ürünleri konusunda danışmanlık hizmetini de kesintisiz sürdürür.

Bugün geriye dönüp baktığımızda pandemi dönemini unutmak mümkün mü?

Herkesin evine kapandığı günlerde eczacılar kepenk kapatmadı.

Korkuya rağmen görevlerinin başında kaldılar.

Devlet imkanlarının yetişemediği birçok noktada halkı bilinçlendirdiler, maske dağıttılar, insanlara doğru bilgiyi ulaştırdılar.

Çünkü mesele sadece meslek değildi…

Mesele insan hayatıydı.

Deprem felaketlerinde de aynı manzarayı gördük.

Henüz enkazların tozu kalkmadan eczacılar sahadaydı.

Kendi bütçeleriyle ilaç ve tıbbi sarf malzemeleri temin edip depremzedelere ulaştırmak için mücadele ettiler.

Kimse reklam peşinde değildi.

Kimse alkış istemedi.

Çünkü insan hayatı, her şeyin üzerindeydi.

Ama bugün eczacılar başka bir acının yükünü taşıyor.

Uzun zamandır yaşanan ilaç yokluğu hem hastaları hem de eczacıları derinden yaralıyor.

Vatandaş reçetesi elinde eczane eczane dolaşıyor.

Bir kutu ilaç bulabilmek için saatlerce umut arıyor.

En ağır olanı ise şu:

Hastaya “ilaç yok” demenin mahcubiyeti…

Çünkü eczacı bilir; karşısındaki insan sadece ilaç değil, umut arıyordur.

Bir zamanlar eczane laboratuvarlarında havanlarda doktor reçeteleri hazırlanırdı.

O laboratuvarlar bugün modern sağlık sisteminin içinde başka bir anlam taşıyor.

Artık o odalar, insanların özel dertlerini anlattığı kırmızı odalara dönüştü.

Kimi zaman bir anne çocuğunu anlatıyor…

Kimi zaman yaşlı bir insan yalnızlığını…

Kimi zaman da bir hasta, kimseye söyleyemediği korkularını…

Eczacı sadece dinlemiyor; çözüm olmaya çalışıyor.

Belki de bu yüzden bu meslek hâlâ bu kadar kutsal…

Çünkü insanlara dokunabilmek,

Bir nebze yardımcı olabilmek,

Bir hastanın yüzündeki huzuru görebilmek…

Mesleğin bütün zorluklarını bir anda unutturuyor.

Beyaz önlüğün ardında sadece ilaç yoktur.

Emek vardır…

Vicdan vardır…

Fedakârlık vardır…

Ve çoğu zaman görülmeyen büyük bir insanlık mücadelesi vardır.

Yazar

Ecz. Filiz Ercan

Eczacı